Rahibeler ve kıyafetleri üzerinden devam eden polemik Türkiye için utanç vesikasıdır. Bu konunun, 6-7 Eylül olaylarının yıldönümünde gündeme gelmesi ise ayrı bir ironi içermektedir.
Bir taraf “evet” karşıtı kampanyayı “rahibe kıyafeti” tahammülsüzlüğü üzerine kuruyor. Öbür taraf “evet” için oy isterken “rahibe kıyafeti” üzerinden aşağılayıcı tutuma çanak tutuyor. Başörtülü Müslümanları savunurken rahibeleri aşağılama hakkını kim nereden alabilir ? Hiçbir insan hakları algısı yada inanç dünyası bu ayrımcı tutumu meşrulaştırmaya yol veremez.
Kendini savunmanın yolunun başkalarını karalamaktan geçtiğini sanmak tam bir psişik saplantıdır. Bu hastalıklı ruh hali ile ne demokrasi oyunu oynanabilir, ne dindarlık edebiyatı yapılabilir ne de solcu olunabilir.
Görünen o ki kimi kilise temsilcilerinin uyarılarına rağmen “özür dileme” erdemi gösterebilecek bir muhatap yoktur. Rahibelik kurumunu doğru bulmuyor olabilirsiniz. Rahibe kıyafetinden hazzetmiyor, bu görüntüyü göz zevkiniz açısından eleştiriyor olabilirsiniz. Ama hiçbir neden bu kıyafetin bir küfür ve hakaret sembolü gibi kullanılmasını meşrulaştırmaz.
Öfke ve nefrete dayalı ayrımcılığın iliklerimize kadar işlediği sadece son tabloda bile kolayca gözükmektedir. Türkiye’nin iki büyük partisi bu aymazlığı günlerce sergilemeye devam etmekte ısrarlı gözükmektedir.
Bu zihin dünyası ile muhafazakar demokrat olsanız ne olur, sosyal demokrat olsanız ne fark eder ? Başbakan hoşuna gitmeyen her tavrı ideolojik olmakla suçluyor. Rahibe kıyafetine yönelik bu düşmanca tutum ideolojik bağnazlığın daniskası değimlidir ?



